Berkay Sırtaş

Sorun ve çözüm

Teklif gönderildi, cevap gelmiyor: çünkü takibi kimse üstlenmedi

Cevapsız kalan teklif çoğu zaman reddedilmiş değil, takipsiz kalmıştır; teklifle aynı anda yazılmayan takip, “rahatsız etmeyeyim” sessizliğine teslim olur.

Teklifi perşembe günü gönderdiniz. Hazırlamak iki akşamınızı almıştı: kapsam maddeleri, takvim, fiyat, birkaç kez elden geçen giriş paragrafı. Cevap aynı gün geldi: "Çok teşekkürler, inceleyip dönüş yapacağız." On iki gün oldu. O yazışmayı arada bir açıyorsunuz; bir mesaj yazmaya başlıyor, sonra siliyorsunuz. Bunaltmış olmayayım.

Hukuk, muhasebe, danışmanlık, organizasyon: işi teklifle kapanan her yerde aynı bekleyiş yaşanıyor. Ve çoğu yerde aynı şekilde bitiyor: dosya sessizce kapanıyor, teklif "olmadı" hanesine yazılıyor. Oysa sorun çoğu zaman teklifte değil, tekliften sonraki boşlukta.

Sessizlik bir cevap değil

Cevapsızlığı "hayır" saymak rahatlatıcıdır: dosya kapanır, beklemek biter. Ama karşı tarafta çoğu zaman verilmiş bir ret kararı yok; başka şeyler var. Teklif, karar verecek kişiye henüz ulaşmamış. Bütçe onayı başka birinde bekliyor. Araya daha acil bir iş girmiş, sizin konu sıraya düşmüş. Karar verilmemiş, ertelenmiş.

Bunu kendi tarafınızdan da bilirsiniz: size gelen kaç teklifi "hayır" demek için değil, sırf yoğunluktan cevapsız bıraktınız? Karşı taraf da aynı masada oturuyor.

Sessizliği "hayır" sayan taraf, verilmemiş bir kararı karşı tarafın yerine kendisi vermiş olur, üstelik kendi aleyhine. Peşine düşülmeyen teklif her gün biraz daha soğur; sonunda "hayır" gerçekleşir ama kimse söylemediği için.

Takip neden sahipsiz kalıyor

Teklife kadar işin sahibi bellidir: görüşmeyi siz yaptınız, kapsamı siz çıkardınız, teklifi siz yazdınız. Gönder tuşuna basıldığı an sahiplik biter, top artık karşı tarafta sayılır. "Rahatsız etmeyeyim" düşüncesi de bu boşluğu doldurur: herkesin nezaketi, kimsenin işi. Kaybedilen iş çoğu zaman reddedildiği için değil, kimse geri dönmediği için kaybedilir.

Ekip varsa belirsizlik büyür: teklifi hazırlayan mı dönecek, görüşmeyi yapan mı, yoksa "müsait olan" mı? Sahibi yazılmamış iş, yapılmayan iştir; bunu kimse kötü niyetinden yapmaz.

Bir de yoğunluk sarmalı var. İş çokken takip lüks görünür; iş azalınca hatırlanır, ama o teklifler çoktan soğumuştur. Takibi yoğunluğa göre açıp kapamak dalgalanmayı büyütür: bugün ihmal edilen teklif, üç ay sonranın boş takvimidir.

Takip, teklifle aynı anda yazılır

Çözümün özü tek cümle: takip zinciri, teklif gönderildiği anda başlar ve teklifin kendisi kadar yazılıdır. Kaç gün sonra, kaç kez, hangi kanaldan: gönder tuşuna basmadan önce bellidir. Teklifin kaydına gönderim tarihiyle birlikte hatırlatma günleri de yazılır; güne o listeye bakarak başlanır. Böylece "yazsam mı?" sorusu her seferinde yeniden tartılmaz; sıradaki adım zaten yazılıdır ve kimin yazacağı da bellidir.

Zincirin tonu baskı kurmaz. "Kararınız ne oldu?" bir sıkıştırmadır; iyi hatırlatma soru sormak yerine cevabı kolaylaştırır. Örneğin: birkaç gün sonra kısa bir "teklif elinize ulaştı mı, açmamı istediğiniz bir madde var mı"; bir hafta sonra kapsamın kritik bir kalemini açan bir not; en sonda kapıyı açık bırakan bir kapanış: "takviminiz değiştiyse teklifi güncelleyebilirim" gibi. Az sayıda dokunuş, geniş aralık, bilgilendirici ton.

Herkes takip edilmez

Zincirin sınırı da baştan yazılır. "İlgilenmiyoruz" diyen akıştan çıkar ve bir daha yazılmaz, bu hem karşı tarafa saygı hem vaktinizin korunması. Zincir bittiğinde de dosya sessizce değil, kayıtla kapanır: "üç hatırlatma yapıldı, dönüş olmadı" bir sonuçtur ve "bir ara tekrar bakarız" belirsizliğinden iyidir.

Sınırın bir adımı da tekliften öncedir: her talebe teklif verilmez. Kapsamı, bütçesi ya da beklentisi işinize uymayan talep ilk görüşmede kibarca elenirse, takip edilecek teklif listesi kendiliğinden kısalır ve listede kalan her teklif gerçekten takibe değer olur. Az ve doğru teklif, çok ve sahipsiz tekliften iyidir.

Bu bir cesaret sorunu değil

Cevapsız teklifin peşine düşmek karakter meselesi gibi anlatılır: "takipçi olacaksın." Değil. Kural yazılı olmadığında en deneyimli insan bile ikinci mesajı yazamıyor; yazılı olduğunda takip, cesaret gerektiren bir hamle olmaktan çıkıp sıradan bir iş adımına dönüyor. Tek kişilik ofiste bunu yapacak ikinci kişi yoksa, o ikinci kişi kurulabiliyor da.

Bu düzeni hizmet işlerinde nasıl kurduğumu hizmet ve danışmanlık işleri için talep sistemi sayfasında, takibi mesaisi ve unutması olmayan bir katmana devretmeyi de ajan katmanı ve otomasyon sayfasında anlattım. Kendi teklif düzeninizi konuşmak isterseniz, aşağıdan yazın.

Kendi işinizde nasıl görünüyor?

Yazıdaki tabloyu kendi işinizde merak ediyorsanız WhatsApp'tan yazın, aynı gün dönerim. İlk bakış ücretsiz.

WhatsApp'tan yaz

Yazmak yerine e-posta: [email protected]