Berkay SırtaşSorun ve çözüm
Kayıt dönemi üç hafta: eğitimde sıkışık takvimin yönetimi
Eğitim kurumunda talep yıla yayılmıyor, birkaç haftaya sıkışıyor. O pencerede cevaplanmayan her soru bir sonraki döneme kalıyor ve çoğu bir daha geri gelmiyor.
Eylül'ün ikinci haftası. Telefon susmuyor, WhatsApp'ta on beş konuşma açık, iki veli kapıda bekliyor. Herkes aynı üç soruyu soruyor: ücret, kontenjan, program.
Ekim'in ilk haftasında telefon sessiz. Kayıtlar kapandı. Ve o yoğun üç haftada cevaplanamayan on iki mesaj hâlâ orada duruyor, artık cevaplamanın da bir anlamı yok.
Eğitimde sorun talebin azlığı değil; talebin bir pencereye sıkışması ve o pencerede kapasitenin yetmemesi.
Sıkışık pencerenin üç sonucu
Cevap süresi uzuyor tam da uzamaması gereken anda. Veli aynı hafta içinde üç kuruma soruyor. En hızlı cevap veren, ilk randevuyu alıyor. Yoğunluk arttıkça cevap yavaşlıyor, yani en çok talep geldiği anda en kötü performansı gösteriyorsunuz.
"Düşüneyim" diyenler kayboluyor. Kayıt kararı çoğu zaman iki aşamalı: önce sorulur, sonra ailede konuşulur. İkinci aşamaya kimse dönmezse, karar sizin lehinize verilmiş olsa bile kayıt başka yere gidiyor.
Dönem kapanınca liste siliniyor. Cevaplanmamış mesajlar ve "gelecek dönem bakarız" diyenler hiçbir yere yazılmadığı için, bir sonraki pencerede sıfırdan başlıyorsunuz.
Pencere açılmadan yapılacaklar
Yoğunluk yönetilmiyor, hazırlanılıyor. Pencere açıldıktan sonra yapılabilecek şey az.
Sık sorulan üç sorunun yazılı cevabı hazır olsun. Ücret aralığı, program içeriği ve takvim. Bunlar sitede ve hazır mesaj olarak yazılıysa, yoğunlukta tekrar tekrar yazılmıyor ve cevap süresi düşüyor.
Kim cevaplayacak, baştan belli olsun. Yoğun haftada "müsait olan baksın" düzeni ilk gün çöküyor. Vardiya gibi basit bir paylaşım bile işi tutuyor.
Her talep tek bir yere yazılsın. Telefonla gelen, mesajla gelen ve kapıdan gelen aynı listeye düşmezse, pencere kapandığında elinizde kimin ne aşamada olduğunu söyleyen bir şey kalmıyor.
Pencere içinde: iki liste
Yoğun dönemde tek liste yetmiyor. İkiye ayırmak gerekiyor.
Birinci liste cevap bekleyenler: henüz dönülmemiş her talep. Bu listenin her akşam sıfırlanması hedef. Sıfırlanamıyorsa kapasite sorunu var demektir ve bu, dönem içinde çözülebilecek bir şey değil; gelecek dönem için not.
İkinci liste karar bekleyenler: konuşulmuş ama "düşüneyim" demiş olanlar. Bu listenin işi hatırlatma. Kayıt penceresi kısa olduğu için hatırlatma da sık olabilir, ama baskı kurmadan: takvimi ve son tarihi söyleyen bir bilgi mesajı, "karar verdiniz mi" sorusundan hem daha kibar hem daha etkili.
Pencere dışında ne yapılır
Kayıt dönemi kapandığında iletişim de kapanıyor ve bir sonraki pencere yeniden sıfırdan başlıyor. Oysa arada geçen aylar, bir sonraki dönemin en ucuz hazırlığı.
Yapılacak şey satış değil, görünür kalmak: dönem içinde ne olduğunu anlatan kısa bir bilgilendirme, açılan yeni program, öğrenci çalışmaları. İzin verenlere ayda bir dokunuş çoğu kurum için yeterli ve pencere açıldığında o liste soğuk aramadan çok daha hızlı dönüyor.
Bunun bir de tersi var: pencere dışında sık ve satış dilinde mesaj gönderen kurum, pencere açıldığında sessize alınmış oluyor. Sıklık düşük, ton bilgilendirici kalmalı.
Dönem kapanınca
Kapanış bir bitiş değil, bir kayıt anı. Üç şey yazılırsa gelecek dönem çok farklı başlıyor: kaç talep geldi, kaçı kayda döndü, dönmeyenler hangi aşamada kaldı.
Bu üç sayı yoksa gelecek yılın bütçesi de takvimi de tahminle kuruluyor. Varsa, hangi kanaldan gelenin gerçekten kayda döndüğü görünüyor ve reklam parası oraya gidiyor.
Bir de gelecek dönem listesi var: "bu sene olmadı" diyenler. İzinleri alınmışsa, bir sonraki pencere açılmadan önce yazılacak ilk liste o ve en sıcak liste de o.
Eğitim tarafında bu düzeni eğitim ve kurs, talebin tek yere düşmesini lead sistemi, yoğunlukta cevabı üstlenen katmanı ajan katmanı ve otomasyon sayfasında anlattım. Kendi kayıt pencerenizi konuşmak isterseniz, aşağıdan yazın.