Berkay Sırtaş

Sorun ve çözüm

Reklam veriyorum ama satış gelmiyor: kopan halka nerede?

Reklam satış getirmez, talep getirir. Satışa dönmeyen reklamda sorun genelde tıklamadan sonraki zincirde, ve hangi halkanın koptuğu ölçülmedikçe bütçe kararı tahmin kalır.

Ayın son günü, reklam panelini açıyorsunuz. Gösterim yüz binlerce, tıklama binlerce, harcanan para kuruşuna kadar yazıyor. Sonra ciroya bakıyorsunuz: geçen ayla hemen hemen aynı. İki ekran arasında bir yerde bağ kopmuş ve o bağın nerede koptuğunu söyleyen tek bir satır yok.

Sonraki hamle genelde iki tanesinden biri oluyor: ya bütçe artırılıyor ("az veriyoruz galiba") ya da reklam kapatılıyor ("bu işe yaramıyor"). İkisi de aynı bilgisizlikten çıkıyor, sadece ters yönlere gidiyor.

Reklam satış getirmez, talep getirir

Bir reklamın işi bellidir: doğru kişiyi doğru sayfaya getirmek. Orada biter. Getirdikten sonrasında ne olduğu reklamın elinde değil.

Bu, reklamı savunmak için söylenmiş bir cümle değil; sorumluluğu doğru yere koymak için söylenmiş bir cümle. Çünkü "reklam satış getirsin" beklentisiyle bakıldığında, tıklamadan sonra olan hiçbir şey ölçülmüyor ve zincirin gerçekten koptuğu yer hep karanlıkta kalıyor.

Bir talep, reklamı gördükten sonra en az dört yerden geçiyor: reklamın kendisi, gittiği sayfa, talebin yazıldığı yer ve talebe verilen cevap. Dördü de çalışmadığı sürece cironun değişmemesi sürpriz değil, beklenen sonuç.

Kopma dört yerden birinde

Yanlış kişi geliyor. Reklam ucuz tıklama peşinde kurulduğunda, gelen kişi sayısı artar ama gelenlerin sizin işinizle ilgisi azalır. On beş soru gelip hiçbiri sizin çalıştığınız fiyat bandında değilse sorun bütçede değil, hedeflemede ve reklamın söylediği cümlededir. İyi reklam bazı insanları uzaklaştırır; bu bir yan etki değil, işlevin kendisidir.

Sayfa cevap vermiyor. Reklamda söylenen şeyi arayan kişi, sayfada kurumsal bir tanıtım metniyle karşılaşıyor. Ne yapması gerektiği yazmıyor, yazsa da üç ayrı yerde üç farklı şey yazıyor. Bu konuyu ayrıca yazdım: web sitem var ama müşteri gelmiyor.

Talep düşüyor. Mesaj geliyor, kimse görmüyor; ya da görüyor, cevaplıyor, sonra unutuluyor. Reklamın parasını ödediğiniz kişi, cevap beklerken başka bir yerle anlaşıyor. Kayıt tutulmadığı için bu kaybın sayısı da yok, o yüzden kimse bunu bir sorun olarak konuşmuyor.

Satış geri bildirilmiyor. Bu sonuncusu en sinsisi. Satış oluyor ama o satışın hangi reklamdan geldiği hiçbir yere yazılmıyor. Panelde "dönüşüm" yazan sayı çoğu zaman satış değil, bir form gönderimi ya da bir WhatsApp tıklaması. İkisi arasındaki farkı kapatmadan bütçe kararı vermek, gözü kapalı direksiyon çevirmek oluyor.

"Hangi reklam satış getirdi" sorusu

Bu soruyu sorun ve cevabın ne kadar hızlı geldiğine bakın. Çoğu işletmede cevap ya tahmin oluyor ("bence Instagram") ya da "bakmak lazım" ile kapanıyor. Cevap tahminse, reklam bütçesi de tahminle yönetiliyor demektir.

Sorunun cevaplanabilir olması için üç şeyin aynı kayda düşmesi yeterli: talep hangi kanaldan geldi, talebe ne oldu, sonunda satış oldu mu. Yazılım şart değil; başlangıçta tek bir tablo bile bunu taşır. Şart olan, bu üç bilginin aynı satırda durması. Ayrı ayrı tutulduklarında hiçbiri diğerini açıklamıyor.

Bu kayıt kurulduğunda genelde ilk çıkan sonuç şu oluyor: en çok tıklama getiren reklam, en çok satış getiren reklam değil. O tabloyu görmeden "tıklaması ucuz olan iyidir" varsayımıyla ilerleyen her bütçe kararı yanlış yöne optimize ediyor.

Bütçeyi büyütmenin doğru sırası

Bütçe, zincir çalıştıktan sonra büyütülür. Sırası tersine döndüğünde reklam yalnız mevcut kaybı hızlandırır: daha çok talep gelir, aynı oranda düşer, gider iki katına çıkar.

Pratikte sıra şöyle işliyor: önce gelen talebin nereye yazıldığı ve kimin döneceği belirleniyor, sonra cevap süresine bir hedef konuyor, sonra satışlar kanalına göre kaydedilmeye başlanıyor. Ancak bundan sonra bütçe artışı bir yatırım oluyor; öncesinde sadece daha büyük bir bahis.

Ne zaman gerçekten reklamın suçu olur

Zincirin geri kalanı kuruluyken de reklam çalışmayabilir; o zaman sorun gerçekten reklamdadır. Belirtisi net: talep geliyor, hızlı cevaplanıyor, takip ediliyor, ama gelenlerin işi sizin yaptığınız iş değil. Yanlış kişiye doğru cevap vermek satış yapmaz.

Bu durumda düzeltilecek şey bütçe değil, hedefleme ve mesaj: reklamın kime seslendiği, hangi sorunu söylediği, hangi fiyat bandını ima ettiği. Bunu anlamak için de yine aynı kayıt gerekiyor, çünkü "gelen kişi bize uygun değildi" cümlesi ancak yazılı bir listeyle bir bulguya dönüşüyor.

Özet

Satışa dönmeyen reklamda sorulacak ilk soru "bütçe yeterli mi" değil, "zincirin hangi halkası kopuk" olmalı. Reklamın işi talebi getirmek; talebin kaydı, takibi ve sonucunun geri yazılması ayrı işler ve çoğu işletmede bu üçü kurulmamış durumda.

Reklam tarafının nasıl kurulduğunu reklam yönetimi, ölçüm ve geri besleme halkasını ölçüm ve geri besleme, talebin düşmediği kayıt düzenini de lead sistemi sayfasında anlattım. Kendi zincirinizde nerede koptuğunu konuşmak isterseniz, aşağıdan yazın.

Kendi işinizde nasıl görünüyor?

Yazıdaki tabloyu kendi işinizde merak ediyorsanız WhatsApp'tan yazın, cevap aynı gün gelir. İlk bakış ücretsiz.

WhatsApp'tan yaz

Yazmak yerine e-posta: [email protected]